Resim Galerimiz açılmıştır.

Seyda Hz resimleri, Bilvanis resimleri ve Sadatların resimlerinden oluşan galerimiz açılmıştır. Artık siz de Sadatlar ve Bilvanise ait resimleri yükleyebilirsiniz.

Girmek için; Resim Galerisi

Galeri sayısı:15
Fotoğraf Sayısı: 260 

MUHARREM AYI VE AŞURE

Her dinin milletin kutsal veya diğer zaman dilimlerinden farklı kabul ettiği kendine özgü belirli gün ya da ayları vardır. Yüce Dinimiz İslâm’da da bu tür gün gece ve aylar vardır. Şüphesiz insan için en değerli mefhumlardan birisi de zamandır.[1] Çünkü her şey zaman içinde var olmakta gelişmekte ve yine zaman içinde yok olmaktadır. İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan ilim amel servet ve diğer bir çok değer zaman içinde elde edilebilmektedir. Zamanıgerektiği şekilde değerlendirebilenler hem dünyada hem de âhirette huzuru yakalayacaklardır. Zira Kur’an-ı Kerim’de zamanın öneminin bir sûre ile vurgulanması gerçekten anlamlıdır: 

  وَالْعَصْرِِإِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ

“Andolsun asra ki insan gerçekten ziyan içindedir...” (Asr 103/1) âyetinde yer alan “Asr” kelimesinin zaman anlamında kullanıldığı müfessirlerin çoğunluğu tarafından ifade edilmiştir.[2] Bu âyet zamanın önemine işaret etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de; 

نِعْمَتَانِمَغْبُونٌفِيهِمَاكَثِيرٌمِنَالنَّاسِ: الصِّحَةُوَالْفَرَاغُ 

“İki nimet vardır ki insanların çoğu bunların değerinden habersizdirler. Bunlar sağlık ve boş zamandır.”[3] buyurmak suretiyle zamanın ve sağlığın önemine dikkat çekmiştir.

Ana Hakkı

Hazreti Peygamberimiz (s.a.s.) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah'ın huzuruna telaşla girerek:

- Ya Resûlellah! Şu anda kocam ölüm dçşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak... Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor. Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum. Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi.

Hazreti Peygamberimiz:

- Kocan sağlığında ne gibi kötü harekette bulunurdu? diye sordu.

Her haliyle bizlere en güzel örnekti

1-Her işe besmele ile başlardı. “Besmele ile başlamayan işin hayrı ve bereketi kesiktir” buyurmuştu.
2-Herkese selam verirdi “ Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir”  buyururdu.
3-Boş sözlerden kaçınırdı. “Malayani şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır.” buyurmuştur.
4-Evine selam vererek girerdi.
5-Çocuklarla şakalaşırdı.
6-Bir evin kapısını en fazla 3 kez çalardı.
7-İsteyeni reddetmezdi. “Bana infak etmem ve yoksulluktan korkmamam emredildi” buyurmuştu.

Gavs Hz. Sohbetleri 4. Sohbet

 Şu dünya hayatında keyifle çalışan kimse yoktur, kimse isteyerek çalışmaz. Ama çalışmaya da mecburdur. Çünkü çalışmazsa bu dünya hayatında aç kalır, susuz kalır, perişan ve muhtaç olur. İşte bunun içindir ki bir çok kimse ağır şartlar altında çalışmaktadır. Meselâ, Adana'ya pamuk toplamaya giden kimseler; evlerini, çocuklarını, mal ve mülklerini terk ederek ağır şartlar altında, kavurucu sıcak güneşin hararetine tahammül ederek, sıcak suları içerek kendi arzuları ile, isteyerek mi gidiyorlar? Hayır, çünkü mecburdur gitmeye. Biliyor ki bir ay kırk gün o sıkıntıya katlanıp çalışmazsa, dünya hayatında müşkül durumda kalacak, aç kalacak, perişan olacak. Ona, buna muhtaç ve el âlemin içinde rezil olacak.
İşte âhiret için de aynen böyledir. Kimsenin canı, keyfi çalışmak, ibadet yapmak istemese bile, Allah'ın gazabına uğramamak, cehennem ateşinde yanmamak, âhirette perişan olmamak için yüzünü Allah'a döndürmeye mecburdur. Nasıl dünya hayatında perişan ve muhtaç olmak istemiyorsa, âhiret hayatında da perişan ve muhtaç olmayı istememeli ve bunun için Allah'ın emirlerine uymalıdır. Şayet uymazsa öldüğü vakit, ruhu çıktığı vakit Allah'ın azabına uğrar. Kabir azabı çeker, hesaba gittiğinde orada zor durumda kalır ve sonunda Rabbü'l-Âlemîn onu cehennem ateşine atar. İşte bu felâketlere uğramamak için, insanın yüzünü Allah'a çevirip emirlerine riayet etmesi lâzımdır. Allah'ın rızasını kazansın. İnsan ne kadar Allah'a yönelirse emirlerine riâyet ederse o kadar Allah'ın yanında makbul olur. Nitekim Allah-u Teâlâ (c.c) bir âyetinde şöyle buyuruyor:
Allah katında en şerefliniz Allah'tan en fazla korkanınızdır. (Hucurat: 13)

Şah-ı Bilvanis Hz. Uşak Sohbeti

Şah-ı Bilvanis Hz. Kütahya SohbetiSeyda Hz. nin, Uşak'a bir yakınını ziyarete gittiğinde yapıtığı, birlik ve beraberliğin vurgulandığı çok güzel bir sohbet. Seyda Hz. ni tanımayanların bu sohbeti izleyerek O'nu ve düşüncelerini anlayabileceğini umuyorum.

Video beş parçadır. 

Gavs Hz. Sohbetleri 3. Sohbet

 Geçmiş zamanda fakir, dünya malı olarak bir şeye malik olmayan bir papaz vardı. Bu şeyhler ne yapıyorlar? Halkı kandırıp zengin oluyorlar. Ben de kimsenin tanımayacağı uzak bir memlekete gideyim. Kendimi şeyh olarak tanıtayım. Böylece zengin olurum diye düşünüyor. Hemen tasavvuf kitaplarını temin ediyor. Tarikat adablarını okuyor. Nasıl hatme yapılır, nasıl teveccüh yapılır, hepsini öğreniyor. Adab ve talimatları ezberliyor. Ve kalkıp kendinin tanınmayacağı bir memlekete gidip kendini şeyh olarak tanıtarak tarikat vermeye başlıyor. Hatme, teveccüh, tâlim ve âdab derken etrafına çok kalabalık birikiyor.

Kendisine muhabbet ve bağlılığı çok fazla olan bir dükkân sahibi tüccar varmış. Papaz da onun sık sık ziyaretine gidermiş. Bu tüccar verilen vazifeleri yapıyor, samimi olarak çalışıyor ve nihayet keşfi açılıyor. Bir gün virdini çekmiş rabıtadayken, hele bir bakayım şeyhimin Allah yanında mertebesi ne kadar yücedir, diye Levhi Mahfuza nazar ediyor bir de ne görsün? Bunca zaman hizmet ettiği şeyhi orada müslüman değil, keşiş olarak yazılır. Derhal şeyhine karşı kalbi soğuyor. Muhabbeti kesiliyor. Hergün kendisine uğrayan hürmet ve saygı gösteren şeyhi o günden sonraki ziyaretlerinde bakar ki tüccar hiç hürmet göstermiyor, âdabı falan terk etmiş. Dayanamaz: "Bana karşı soğuk davranıyorsun, muhabbetin kalmamış, bunun sebebi nedir?" diye ısrar eder. Tüccar evvelâ söylemek istemez, fakat ısrar karşısında hakikati söyler: "Benim dinimde kâfire hürmet yoktur. Allah'ın inâyetiyle keşfim, kerametim açıldı, Levhi Mahfuza şeyhimin makamına bakayım, dedim. Baktım, seni orada papaz olarak gördüm. Kâfire hürmet caiz olmadığı için sana hizmet etmiyorum." Papaz donup kalıyor.

Gavs Hz. Sohbetleri 2. Sohbet

 Gavs (k.s.) bir sohbetlerinde şöyle buyurdular: "Eğer irşad etmek vaaz ve nasihatla olsaydı, çok güzel vaaz eden nasihatta bulunan hocaların, mollaların etrafında cemaatlerin bulunması, onları irşad etmesi icap ederdi. Halbuki hiç de öyle değil." Demek ki, bu iş zahirî değil. Bu iş, yani kulluğa davet vaaz ve nasihatla değildir. Ancak ve ancak sâdâtın mânevî tasarrufu tesir ve irşada sebeptir.

Yine Gavs (k.s.a.) bir sohbetlerinde şöyle buyurdular: "Bir şeyhe sormuşlar: "işiniz nedir, sanatınız nedir, siz neyle meşgul oluyorsunuz?" diye. Demiş ki: "Bizim işimiz çözmek ve bağlamaktır." Nasıl çözmek ve bağlamak Kurban? diye sorduklarında şöyle cevap vermiş: "Bize gelenlerin kalplerini dünyadan çözer, âhirete bağlarız."

Gavs-i Hizanî Hazretleri'nin huzurunda cezbe ve harareti çok kalabalık bir cemaat her zaman bulunurdu. Cezbe, hararet ve muhabbetin çokluğundan kimse huzurunda normal olarak oturamazdı. Halbuki Gavs (k.s.) fazla sohbet de etmezdi; umumiyetle sükût ederdi. Fakat tasarrufu maneviydi. Manevî tasarrufta bulunurdu. Bir seferinde oğlu vaaz ve nasihat etmek için müsaade ister. Müsaade alır ve sohbete, vaaza başlar. Allah'tan bahs eder. Bir iki saat kadar vaaz eder. Hiç kimseden ses yok, muhabbet ve cezbe emaresi görülmez. Sohbet biter. Babası Gavs-i Hizanî "Haydi, kalkın kamet getirin" der demez, cemaatin içinde bir feryadu figan kopar. Gavs'ın oğlu hayrette kalır: "İki saattir sohbet ediyorum, hiç kimsede ses yok. Babam "haydi, kamet getirin diyor. Bütün millet cezbeye kapılıyor."

Mesnevi'de Namaz

 Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır.
Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk” demektir. Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da ‘ALLAH’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.
Namazda kıyama durmak, ALLAH’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır, Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir.

Başı rükû’da iken “Hakk’ın suallerine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir. Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır. Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüz üstüne kapanır.

Gavs Hz. Sohbetleri 1. Sohbet

İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaşlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder. İşte Eshâbı Kehfin köpeği. Köpek olması münasebetiyle haram, necisül-ayndır(şafiilere göre). Islakken dokunduğu yerin temizlenmesi için yedi defa yıkamak lâzım gelir. Çünkü haramdır. Fakat iyilerle kaldığı için, Allah-u Teâlâ onu beraber kaldığı iyilerin hürmetine cennetlik yaptı. Haram ve necisül-ayn olduğu halde cennetlik oldu ve cennette de iyilerle beraber bulunacak.

Halbuki Nuh Peygamberin oğlu, Ulü'l-azm bir Peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapıp onlarla beraber bulunduğu için imanını kaybetti. Rabbü'l-Alemîn de onu kâfirler zümresinden yazdı. Peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapmasından dolayı son nefeste küfür üzerine, imansız olarak gitti ve cehennemlik oldu. Öte taraftan haram olan bir köpek ise cennetlik oldu. Çünkü iyilerle beraberdi, onlardan ayrılmadı.Bu mevzuda Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:
İnsan her kimi seviyorsa (Kıyamette de) onunla beraber (haşr olacak kiminle arkadaşsa Haşirde de onunla arkadaş) olacaktır.Öyleyse kimlerle arkadaş olmamız lâzım geldiğini, kimleri sevmemiz icap ettiğini bilmemiz lâzım; dolayısıyla Hazret'i sevmemiz, şeyhleri sevmemiz, Sâdât'ı sevmemiz lâzımdır ki, Kıyamet gününde de onlarla beraber olup sevdiğimizden menfaat görmüş olalım.Düşmanlarına bile iyilik yapan, onlara ihsanlarda bulunan Rabbü'l Alemîn çok büyüktür. Kâfirler ki Allah'ın münkirleridir, Alllah'ı inkâr ederler, dolayısıyla Allah'ın düşmanlarıdırlar, onlara bile iyilik eden, mal veren, evlât veren, dünya keyfi ve zevki veren Rabbül Alemin nasıl olur da dostlarına, yüzünü Allah'a çevirip onu seven kimselere iyilikte bulunmaz, onlara nimetler verip ihsan etmez?

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun...

Ramazan bayramını tüm sevdiklerinizle  beraber huzur içinde geçirebilmeniz ve Ramazan ayında kazandığınız güzel hasletlerin yıl boyunca devam etmesi temennisiyle...

Fitrelerini henüz vermeyenler için yarın son gün. Bayram namazı vakitleri:

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/namazvakti/vakithes_baynamaz.asp

İçeriği paylaş