Resim Galerimiz açılmıştır.

Uzun süredir eksikliğini hissettiğimiz Seyda Hz resimleri, Bilvanis resimleri ve Sadatların resimlerinden oluşan galerimiz açılmıştır. Şu an için içerik az ama zamanla büyüyecektir. Girmek için; Resim Galerisi

Mürşide Hizmet Edebi | Risale-i Halidiyye

Bu hizmet ya beden veya mal ile olur.
Beden ile hizmet odur ki, mürşide hizmet Rasûlüllah SAV'e ve belki Allah Celle ve A'lâ'ya râcî olduğuna itikad edip, o hizmeti kendisine Cenâb-ı Hak'tan bir nimet bilmeli; ve bu hediyeye mazhar ve hizmetin ona tahsis edildiğine memnun ve müteşekkir olmalı! Kalbinde bu hizmetten ötürü mürşidine, "Ben sana şöyle hizmet ediyorum!" diye imtinân etmemeli, yâni söylememelidir. Çünkü bu başa kakmak gibidir ve zehirdir, ecrini zâyî eder; bunu bilmeli ve inanmalıdır.

Hizmet edebi odur ki, mürşidin emrettiği nesneyi aslâ tehir etmemeli, velev ki başının kesilmesi pahasına dahi olsa... Yalnız şeriat işleri müstesnâ.( yani farzlar dışındaki vakitlerde böyle yapmalıdır )

Eğer bir şeye söz vermişse, helâk olacak olsa bile sözünden dönmemelidir... mürşidin hizmetine kendi işlerinden daha çok değer vermelidir. Önce onun işini yapmalıdır.Mürşidine hizmeti bir lahza bile tehir etmemelidir. Bilmeli ki, mürşidin himmet ve mededi o hizmete imdad edip, onunla vücuda gelir. Ve hizmetinden hemen hàdim ve mümtesil, yâni hizmete memur olmaktan başka bir şey kasdı (amacı) olmamalıdır... Eğer kendisinde bir gönül hoşluğu veya velâyet ve sâire gibi bir garaz olursa, derhal tevbe ve istiğfar etmelidir... Ve daha doğrusu bu ki, Hak Teàlâ kendisini sanki mürşidine hizmet için halk ettiğine(yarattığına) itikad etmelidir... Hattâ nefsini bile mevcud görmeyip, hizmeti ona nisbet etmemelidir.

Mürşid İle Konuşma Edebi | Risale-i Halidiyye

Müridin mürşid ile konuşacağı zaman, evvelâ uygun bir şekilde izin istemesi ve huzurunda hoşa gitmeyecek şeylerden sakınması, sesini gayet yavaş ve hafif olarak çıkartması, yüksek sesle kat'iyyen konuşmaması gerekir. Hattâ köle ve uşakların efendilerinin huzurunda konuştukları gibi konuşmalıdır.... Konuşmada edebe riayetle,
(Lâ terfaû esvâteküm) [Sesinizi yükseltmeyin!] (Hucurat: 2)
Emr-i celîline riayet eylemelidir... Mürşidin sözünü kalb ve lisanıyla tasdik edip, gerek lafzan ve gerek kalben, "Neden? Niçin? Hayır öyle değil, böyledir." gibi sözlerle mukabele etmemelidir... Zîrâ hakikat ehli, mürşidine bu gibi mukabelede bulunan müridlerin ebediyyen felâh(kurtuluş) bulamayacağını bildirmişlerdir.

Mürşidin Huzurunda Bulunma Edebi | Risaleyi Halidiyye

Feyzin gelişi buna bağlıdır. Bu da iki kısımdır; biri zahiren(görünen yönüyle), biri de bâtınendir.

Zahiri edebi odur ki, mürid mürşidinin yüzüne bakmayarak, huzurunda boynunu büküp şöyle durmalıdır: Sanki sultandan kaçan bir köle tutulup sultanın huzuruna getirildiği vakitteki gibi. Ve o dâimâ huzû(tevazu) ve huşû üzere olmalı ve mürşidin emri ve izni olmadıkça oturmamalıdır.Tarîkatla ilgili bir sıkıntısı olsa bile, mürşidin izni olmadıkça kendiliğinden söze başlamaz, cevap vermez, kalkmaz ve oradakilerle konuşmaz...

Kamil ve Mükemmel Mürşidin Özellikleri

Her hareketi şeriata uygun; tarikatın edeplerini, yöntemlerini, zikirlerini bilen ve müridine seyr-i süluk yaptırabilecek ve makamları geçirebilecek Allah’a ( c.c) vardırabilecek yeteneği olmalıdır.
Bütün kötü huylardan, bid’atlardan ve ruhsatlardan kaçınmalıdır. Fakirleri, garipleri, zayıfları korur. Nefsini ve kalbini kontrol altına almış; Peygamberimizle manevi bağlantı kurabilen Allah’a ( c.c) vararak fani olmuş ve tarikattan icazet ( diploma) mutlaka almış bir şeyhtir.

Mürit Topluca Şu Edeblere Uymalıdır | Adab-ı Fethullah

Mal, çoluk- çocuk, rütbe, makam ve baş olma sevdasından vazgeçmelidir. Yemeğe ve giymeye düşkün olmamalıdır. Bulduğunu yemeli, eline geçeni giymeli; içini, dışını bir tutmalıdır. Gerçek dahi olsa hal sahibi olduğunu söylememelidir. Olayların gerçek yaratıcısı olan Allah’u Teala’ya ( c.c) tüm işlerinde güvenmek gerekir. Böylece yaratıkların aracılığıyla kalbini bağlamamış olur.
Allah için sevmeli ve nefret etmeli; Sünnet-i Muhammediye uymalı kerametinin olması veya olmaması yanında aynı olmalıdır. Sevinçli halinde kalbi hüzünlü, üzüntülü halinde kalbi rahat olmalıdır. Bunu sağlamak için Cenab-ı Hakk’ın ( c.c) buyurduğu kudsi hadisi düşünmelidir : “ Ben kalbi kırıklarla beraberim.”

Müridin Diğer Müritler Yanındayken ve Yalnızken Dikkat Etmesi Gereken Edepler | Adab-ı Fethullah

* Mürit kardeşlerine kusur aramamalı, geçmişte yaptığı hataları araştırmamalı, yüzüne vurmamalı ve bunlardan dolayı onları aşağılamamalıdır. Büyükler buyurmuşlardır : “ İnsanların eksikliklerinden kendisine bildirilen bir hal şeytanın aracılığıyla gelen keşiftir. Allah’u Teala ( c.c) ona kıymet vermez.” İnsanların kusur ve günahlarını araştıran gönül dünyası (sırrı) zarar görür. Şeyhinden yararlanması kesilir.
* Bir acı şalgam bile olsa Allah’u Teala’nın ( c.c) kendisine verdiği nimetleri mürit kardeşleriyle paylaşmalıdır.
* Mübarek geceleri ve toplantı gecelerini kardeşlerine bildirmeli; onlardan önce uyanırsa onları uyandırmayı kendine görev bilmelidir.
* Yaptığı ibadetleri diğer müritlerinkinden fazla görürse, nefsini de onlardan üstün görmemeli, aksine onların uykusu benim ibadetimden hayırlıdır diye düşünmelidir. Zira uykuda olana günah yazılmaz.
* Mürşidini terk etmiş ve kendini dünya hırsına kaptırmış müritlerle arkadaşlık yapmamalıdır. Aksi halde kendisi de onunla birlikte kaybolur gider.
* Müritlerden yoksul olanları gözetmede diğerlerine örnek olmalı ve bunu nafile ibadetlerden üstün tutmalıdır.
* Hasta ve kimsesiz müritleri arayıp sorarak ihtiyaçlarını yerine getirmelidir.
* Mürit kardeşleri için her zaman iyi düşünceli olmalı ve kalbine gelen kötü duygulara kulak asmamalıdır.
* Son nefesini vermekte olan mürit kardeşin yanında gerekirse sabahlayarak gerekli görevlerini yerine getirmelidir.
* Diğer müritlere duada bulunmalıdır. Bilhassa gece namaza kalktığında ve secdede Allah’u Teala’dan( c.c) onlar için af dilemelidir. Mürit bu şekilde yaparsa melekler de onun için aynı şeyi yaparlar.

Müridin Mürşitle İlgili Dikkat Etmesi Gereken Edebler | Adab-ı Fethullah

* Herhangi bir konuda şeyhini aldatmamalıdır. O’na son derece saygı göstermelidir.
* O’nun öğrettiği zikir ile kalbini düzeltmeye çalışarak gafletten kurtulmaya çabalamalıdır.
* Bir konuda haklı bile olsa şeyhin sözünü ve gayesini anlamaya çalışmalı; ona karşı ölü yıkayıcısının eli altındaki ceset gibi olmalıdır.
* Şeyhi bir şey sormadan söz söylememelidir.
* Herhangi bir isteğini şeyhinden başkasına söylememelidir. Eğer mürşidine ulaşamazsa ve çok gerekliyse salih, eli açık ve takva sahibi kişilerden istekte bulunabilir.
* Ancak mürşidi aracılığıyla istek ve gayesine ulaşabileceğine inanmalıdır. Sevgisi başka bir şeyhe yönelirse kendi mürşidinden yarar göremez ve feyz kapısı kapanır.

Mürşide Teslimiyyet, İhlas ve Muhabbet | Adab-ı Fethullah

Mürşid hakkında ihlasın en düşük derecesi
Müridin, dünya kutuplarla dolu olsa dahi feyiz kapısını ancak şeyhinin açabileceğini ve bütün ibadetlerinin şeyhin bir tek nazarına ( bakışına ) eşit olamayacağına inanmasıdır.

İhlasın En Yüksek Derecesi
Şeyhinin tüm hareketlerinin, sözlerini ve hatta latifelerinin (esprilerinin) nefsi, dünyevi ve uhrevi ( ahiret için) yarar değil, ancak ruhani ve Allah-u Teala’nın ( c.c) rızası için olduğuna inanmasıdır.

Muhabbetin En Düşük Derecesi
Şeyhinin tüm isteklerini kendi isteklerinden daha üstün tutmasıdır.

Muhabbetin ( sevginin ) en yüksek derecesi
Kendi arzularını şeyhinin arzularında yok etmesi, herhangi bir istek belirtmemesidir. Şeyhin bir isteği ve emri olursa onu istemesi, bir şey emretmezse hiçbir dilekte bulunmamasıdır. Öyle hale gelmeli ki onun emri olmadan hiçbir şey yapmamalıdır. Bununla beraber şeyhiyle zahirde kavuşmayı şiddetle istemelidir. Zahirde kavuşunca, manen kavuşmayı yanık kalple şiddetle arzu ederek kendisini yanık kalple şiddete arzu ederek kendisini hiçbir şeyin oyalamasına izin vermemelidir; kalbindeki aşkı hiçbir şey alıkoymasın. Allah- u Teala’ya ( c.c) yaklaştıkça ilahi makamlardan ne kadar uzak olduğunu anlar. Çünkü yakınlığın ve kavuşmanın dereceleri sonsuzdur.

Nakşibendi Tarikatının Şartları | Adab-ı Fethullah

Nakşibendi Tarikatı’nda En Önemli Şey İtikadi Ehl-i Sünnet’e Göre Düzeltmek ve Dört Hak Mezhepten Birine Uymaktır
Şah-ı Nakşibendi Hazretleri’nin ( k.s) açıkladığına göre en önemli nokta dinin emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmaktır. Kemal derecesine varmak için tek başına bunun yeterli olabileceğini söylediler. Bunu sağlamak için “ Ruhsat ve bid’atlerden sakınmak, tüm vacipleri tam olarak yapmak, mekruh ve haramlardan kaçınmak gerekir. Hatta hılaf-ı evla ( en iyinin dışında ) ve tenzihi ( hafif) mekruhlar bile nisbet ve huzuru elde etmeye engeldir” diye buyurmuşlardır. Zira bu yüce tarikatın temeli ilahi sevgi ve gayrettir. Bu sevginin ve gayretin aşırı olması sonucu insan kendisi için iyi olanı göremez, dinin dışına çıkar, fitneye düşer, yersiz sözler, saçmalıklar ve şatahat ( kendinde olmadan söylenen sözleri) söyler.
Sekir ( kendinden geçme) ve nefsi görmemek hali kişiye dinin temel kurallarını unutturur, fitneye düşürür. Halbuki şer’i şerifin dışına çıkma sevgi ve gayrete engeldir. Bundan dolayı emaneti ( muhabbet ve gayreti) yüklenmekten yerler, gökler ve dağlar korktular. Hatta yaratılanların en şereflisi olan Peygamberimiz ( s.a.v) muhabbet fitnesinden Allahu Teala’ya sığınmıştı. Nitekim Efendimiz Hafız Şirazi ( k.s) bu inceliği şöyle belirtmişti: “ Gerçek şudur ki, başlangıçta sevgi ve aşk kolayca ortaya çıkmamıştı. Tersine, sonradan birçok sıkıntı ve zorluklara katlanmakla ortaya çıkmıştı".

İçeriği paylaş