Gavs Hz(k.s) hastalığı sırasında hekimliği ve hizmetini yapanlar şöyle diyorlar:
Gavs Hz(k.s) ilk hastalığı sırasında; baş ağrısı, halsizlik ve baş dönmesinden şikâyetçi idiler. Mübarek bazı zamanlar, vecd ve istiğrak haline girip kendinden geçiyordu.
Biz ilk tedavisi için yakın vilayetlere gidip oralardan çeşitli tıbbi tahlil ve müdahaleler yaptırdık. Mübareğin hastalığı bağırsak kanseri olarak tespit edildi.
Mübarek tedavi görürken bir gün şu sohbeti yaptı:
--Bir kişi harbe katılıp yaralansa, sonra da bu yaralardan mütevellid vefat etse, birkaç dakikalık çektiği ızdıraptan dolayı şehit mertebesine erişiyor. Şehitlerin makamı ise malumdur. Velilerin durumu ise çok değişiktir. Şöyle ki:
Velilerin ömürlerinin her bir anı şehitlerin çektiği acı kadar zahmetlidir. İşte durum böyleyken şehitler ile velilerin makamı bir olur mu?
Mübareğin tedavisi için Ankara’ya, sonra da İstanbul’a gidildi ama teşhis aynıydı; ameliyat olması gerekiyordu. Mübareğin ameliyat olup olmaması hususunda değişik görüşler ileri sürülüyordu.
Gavs Hz(k.s.) dedi ki:
--Şah-ı Hazne de bu hastalıktan ameliyat olmuştu. Biz de ona uyalım. Onun için istihare yapınız. Ayrıca ben de yapacağım.
Herkes istihare yaptı. İstihareden sonra Gavs (k.s.) dedi:
--Kâğıt kalem getirin, vasiyetimi yazacağım.
Mübarek, rahatsızlığının ileri safhaya ulaşmadığı zamanlarda şöyle derdi:
--Şah-ı Hazne’den az bir zaman sonra O’nun kapısından birisi kalkacak ki; en az Şah-ı Hazne’yi yüz misli geçecek. Keşke, biz onun zamanında yaşayıp da ona bir hafta müritlik yapabilseydik.
Mübarek defnedildiği yere bazı işaretler koyup derdi:
--Az zaman sonra buraya bir define defnedilecek.
Ameliyatından üç gün sonra Hicri 1392, 1 Haziran 1972 Perşembe günü saat beş civarında ahirete irtihal ettiler.
Gavs Hz(k.s.) gerek hastalığının ilk anlarında, gerekse ağırlaştığı zamanlarda dahi, farz ve gece namazlarını ayakta eda ettiler.
Allah bizleri onların yolundan ayırmasın, Onların şefaatine nail eylesin inşallah.