Rüyanın tanımı ve nefs makamlarında görülen rüya örnekleri

  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.

Rüyanın tanımı ve nefs makamlarında görülen rüya örnekleri
 Rüyayı Sadıka
Doğru ve görüldüğü gibi çıkan rüya. Buna "rüyâ-ı sâliha" da denir. Bunun zıddı, Kur'ân tabiriyle "edğasü ahlam-karışık düş"dür.
İnsan yaratılışı itibariyle, uyurken uyanıkmış gibi bazı olaylar yaşar. Bunlar ya gündüzleyin uyanık olduğu sırada etkisinde kaldığı hususlar olabilir veya bir hikmete dayalı olarak görülen rüyalardır. Bunlar gerek sadık rüya olsun gerek edğas olsun bu iki çeşit rüya hakkında bilgi vermektedir: "Allah Teâlâ, insanların Levh-i Mahfuz'daki durumlarını bilen bir grup meleği rüya işiyle görevlendirmiştir. Görevli melek Levh-i Mahfuz'dan aldığı durumları bir takım olaylar ve şekiller haline sokarak ilgili insanın rüyasında kalbine yerleştirir; ki o kimse için bir müjde veya uyarı ya da kınama değerinde olsun. Böylece hikmetli, yararlı veya sakındırıcı bir faaliyet gösterilmiş olur. İlgili melek bu gayret içinde iken, şeytan da insana karşı duyduğu kin ve husumetten dolayı onu uyanık iken rahat bırakmak istemediği gibi, uyku âleminde de rahat bırakmak istemez. Ona bir takım hile ve tuzaklar kurmaktan geri durmaz. Şeytan, insanın rüyasını ifsad etmek üzere ya onu gördüğü rüya hususunda yanıltmak ister veya rüyasından gâfil olmasını sağlamaya çalışır.
Rüyalar genel olarak üzere iki kısma ayrılır:
1- Peygamberlerin ve onlara uyan salih mü'minlerin gördükleri rüyalar bu tür rüyalardır. Yusuf (a.s)'ın gördüğü rüya gibi (Yusuf 12/4). Mümin olmayanlar da bu tür rüyaları görebilirler. Yusuf sûresi 43. Ayetinde bildirilen, Firavunun yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği, yedi cılız başağın da yedi olgun başağı yuttuğunu gördüğü rüyasıyla, Hz. Yusuf'un hapishanede iken iki mahpusun gördüğü rüyalar da bu tür rüyalardır (Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbn Mâce Terceme ve Şerhi, X, 89-90).
2- Kur'ân-ı Kerim'de, "edğasü ahlam (karmakarışık düşler)" (Yusuf, 12/44) diye bildirilen rüyalardır ki; şeytanın uyuyan kimseyle oynamasından, kişinin arzu ettiği veya etmediği bir şeyi çok konuşmasından veya arzulamasından kaynaklanan rüyalardır. Bu rüyalara itibar edilmez.
Rasûlüllah (s.a.s) Efendimizin rüyaları sadık rüyalardan idi. Aynı zamanda, ona rüyasında vahiy de gelirdi. İlk vahiyler ona "Sâdık Rüyalar" şeklinde gelmiştir. Buhârî'de Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denmektedir:
"Rasûlüllah (s.a.s)'e vahyin ilk gelişi uykuda rüya-ı Sâliha (Sadıka) görmekle olmuştur. Rasûlüllah'ın gördüğü bütün rüyalar sabah aydınlığı gibi apaçık rüyalardı" (Tecrid-i Sarih Tercemesi, I,10). Rasûlüllah (s.a.s)'ın rüyasında her gördüğü aynen olurdu. Bu durum altı ay devam etmişti. Buhârî, İbn Hanbel, Taberanî ve Bezzaz'ın rivâyet ettikleri bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s):
"Salih (sâdık) rüya (mü'minin rüyası) peygamberliğin kırk altı cüzünden bir parçadır" buyurmuştur (Maamafih, "elli cüzden", "yetmiş cüzden", "kırk cüzden" diye gelen rivayetler de vardır (es-Suyûtî, Kıtful-Ezhâril-Mütenasira fil-Ahbaril-Mütevatira, Beyrut 1985, s. 174). Peygamberlik süresinin yirmi üç yıl devam etmiş bulunmasına göre, vahyin rüya-ı sâdıka olarak gönderildiği altı ay, peygamberlik süresinin kırk altı cüz'ünden bir parça olur.
Rasûlüllah (s.a.s)'e rüyâyı sâdıka olarak vahiy gelmesi ilk altı aydan sonra da kesilmemiştir. Bunun için Ashab-ı Kirâm, Rasûlüllah (s.a.s)'i uykusundan uyandırmaktan çekinirlerdi. Nitekim Buhârî'nin İmrân b. Husayn (r.a)'den rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Rasûlü Ekrem, ashabı ile bir gazadan dönerken bir vadide uyuyakalmışlar ve sabah namazını geçirmişlerdi. Kuşluk vakti Ashab uyanmış, Rasûlüllah (s.a.s) uyanmamıştı. İmran b. Husayn der ki: "Rasûlüllah uyuduğu vakit kendiliğinden uyanmadıkça uyandırmazdık. Zira biz uykusu esnasında kendisine (vahiy mi nazil olur, başka bir hal mi arız olur) ne olacağını bilmezdik” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, II, 256)
Hadis, tefsir ve siyer kitaplarında Rasûlüllah (s.a.s)'in sâdık rüyalarından bir çokları nakledilmektedir. Bunlar maddî hayatta aynen meydana gelmiştir.
Müslim'in Enes b. Malik'den rivayetine göre Rasûlüllah (s.a.s) şöyle anlatmıştır:
"Bir gece ben uyuyan kimsenin gördüğü şekilde (yani rüyâda) kendimizi Ukbe b. Nâfi'in evinde imişiz gördüm. "Bize İbn Tâb hurmasından hurma getirdiler: Ben bunu, yükselmenin dünyada bizim için, ahirette akıbetin de bizim için olduğuna ve dinimizin tamamlandığına yordum" (Müslim, Rüya, 18).
Yine Müslim'in Ebû Musâ el-Eş'arî'den rivayetine göre de Rasûlüllah (s.a.s) şöyle anlatmıştır:
"Rüyada kendimi Mekke'den hurmalı bir yere hicret ediyorum gördüm. Bu yerin Yemame veya el-Hecer olacağını zannettim. Ama baktım Yesrib şehri imiş. Bu rüyamda kılıç salladığımı da gördüm. Kılıcın başı koptu. Bir de baktım bu, Uhud savaşı gününde mü'minlerin başına gelen musibettir. Sonra onu tekrar salladım ve en güzel şekline döndü. Bir de baktım bu, Allah'ın getirdiği fetih ve mü'minlerin bir yere toplanmasıdır. Bu rüyada bir takım inekler gördüm, Allah'ın yaptıklarının mutlak hayır olduğuna inandım. Baktım ki bunlar, Uhud gününde mü'minlerden bir cemaattir. Ve hayır ise Allah'ın sonradan getirdiği hayırdır ve Allah'ın bize sonradan Bedir gününde getirdiği sıdkın sevabıdır" (Müslim, Rüya, 20).
Rasûlüllah (s.a.s)'in vefatıyla vahiy, dolayısıyla vahiy olan sâdık rüyalar da kesilmiştir. Ama her mü'mine nasip olabilmesi mümkün olan sâdık rüyalar baki kalmıştır. Bu sâdık rüyalar ilham kabilindendir ve her mü'min bu çeşit rüyaları görebilir. Bunun için Rasûlüllah (s.a.s)
-Nübüvvetten ümmete yalnız mübeşşirat kalmıştır, buyurdu.
-Mübeşşirât nedir, ya Rasûlüllah? diye sorulduğunda;
-Sâlih rüyalardır, buyurdu (Tecrid-i Sarih Tercemesi, 4/34).
"Kıyamet yaklaşınca (ahir zamanda) mü'minin rüyası yalan çıkmaz" (İbn Mâce, Rüya; 9).
Sadık rüyalar yukarıdaki hadiste bildirildiği gibi sevindirici (mübeşşirat) olduğu gibi, ikaz edici de olabilir.
Abdullah b. Ömer (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir: "Rasûlüllah (s.a.s) sağlığında, Ashabdan birisi bir düş gördüğü zaman Resulullaha onu hikaye ederdi. Ben de bir düş görmek ve onu Rasûlüllaha arzetmek isterdim. O sırada ben çok gençtim. Ve Rasûlüllah (s.a.s) zamanının âdeti üzere mescidde uyurdum. Bir kere ben de rüyamda gördüm ki; iki melek beni yakalayıp benimle Cehenneme gittiler. Cehennem kuyu duvarı gibi (taşla) örülmüştü. Onun iki boynuz (gibi iki tarafı) vardı. Burada (Kureyş'ten) kendilerini iyice tanıdığım kimseler vardı. Bunun üzerine ben "Cehennemden Allah'a sığınırım" demeğe başladım. Bu sırada başka bir melek katıldı ve bana "korkma!" dedi. Ben bu rüyamı kardeşim Hafsa'ya anlattım. Hafsa da Rasûlüllah (s.a.s)'e arzetti. Rasûlüllah (s.a.s):
"Abdullah ne iyi adamdır! Fakat gecenin bir kısmında (kalkıp da) namaz kılmayı âdet edinseydi" buyurmuş. Bundan sonra ben gecenin az bir kısmı müstesna olmak üzere uyumadım" (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, IV, 28-30).
Mü'minin göreceği sâdık rüyaların başında, Rasûlüllah (s.a.s)'i rüyasında görmesi gelir. Çünkü, onun rüyada görülmesi kesinlikle sâdıktır. Buhârî, Müslim, Tirmizi, İbn Mâce, İbn Hanbel ve Taberanî'nin rivâyet ettikleri bir hadiste Rasûlü Ekrem (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
"Rüyasında beni gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü, Şeytan hiç bir şekilde bana benzer bir surete giremez" (es-Suyuti, Kıtful-Ezharil-Mütenasira, s. 171).
Sâdık rüyayı doğru sözlü kişiler görür ve bu kişilerin rüyası Cenab-ı Hakktan bir müjdedir (Müslim, Rüya, 6).
Sâdık rüyalar genellikle seher vakitlerinde görülür (Tirmizi, Rüya, 3; Dârimî, Rüya, 9).
Kısaca bu rüyalar genelde üç gurupta ele alınır.
1- Yoruma ve tabire ihtiyaç göstermeyecek kadar açık seçik rüyalar, Hz. İbrahim'in rüyası gibi...
2- Kısmen yoruma, ihtiyaç gösteren rüyalar. Hz. Yusuf'un rüyası gibi...
3- Tamamen tabir ve yoruma ihtiyaç gösteren rüyalar. Mısır hükümdarının gördüğü rüya gibi...
İkincisi: Edğâsü Ahlam adı verilen karmakarışık ve hiç bir anlam taşımayan rüyalardır. Bu tür rüyalar da bir kaç kısma ayrılır
a- Şeytanın uyuyan kişiyle oynaması ve onu üzmesine sebep olan rüyalar. Mesela kişi rüyasında başının koparıldığını ve kendisinin başının peşinden gittiğini görür. Ya da korkunç ve tehlikeli bir duruma düştüğünü ve hiç bir kimsenin kendisini kurtarmaya gelmediğini görür.
b- Meleklerin haram bir şeyi uyuyan için helal kıldığına veya haram bir iş teklif ettiklerine dair olan ve aklen muhal ve imkansız olan buna benzer işlerle ilgili rüyalar.
c- Kişinin uyanık iken üzerinde konuştuğu veya olmasını temenni ettiği bir şeyi uyanık iken itiyad haline getirdiği bir şeyi rüyasında görmesi.
Bu durumda rüyanın üç çeşit olduğu görülmektedir.
a- Allah tarafından bir müjde olabilen bir rüya. Buna rahmanî rüya denir. b- Kişinin uyanık iken önem verip kalben meşgul olduğu bir şeyle ilgili olarak gördüğü rüya. c- Şeytan tarafından korkutulan kişinin gördüğü rüya. Buna şeytanî rüya adı verilir.
Kötü bir rüya gören bir müslümanın yapacağı işler:
Gördüğü rüyanın şerrinden ve şeytanın şerrinden üç kez Allah'a sığınır. Şöyle der: "Allah'ım, bu rüyanın şerrinden ve rahmetinden uzak kalmış olan şeytanın şerrinden sana sığınırım." Rüyanın hayra dönüşmesi için dua eder. Bu tür rüyayı hiç bir kimseye anlatmaz.
Müslüman gördüğü iyi bir rüyadan ötürü uyanınca Allah'a hamdeder. Bu rüyadan dolayı sevinir, bunu bir müjde kabul eder.
Görülen rüyaları esas alarak hayata nizam ve intizam vermeye kalkışmak yanlıştır. Zira rüyaların doğruluğunu ölçmek ve tesbit etmek mümkün değildir.
 Rüya ile yalnız o rüyayı gören amel edebilir. Fakat amel etmesi şart değildir. Zira rüyada kaza geçirdiğini gören bir kimse bir vasıtaya bindikten sonra kaza geçirip ölmüş olsa, intihar etmiş sayılmaz.
Bundan dolayı Fıkıhta, Kelam ilminde ve mahkemede rüya, delil kabul edilmez. Rüya haktır ama doğru rüya gören ve rüyayı doğru şekilde yorumlayan kişiler azdır. Rüyaları doğru bir şekilde olaylar yorumlar. Bazı rüyalar da yorumu ile birlikte görülür. Bazı kimseler gördüğü rüyayı yorumlayamaz ama sadık rüya olduğunu anlarlar.
Rüya tabir etmek Allah vergisidir. Herkes rüya tabir edemez. Akıl ve mantık bu iş için yeterli değildir. Rüya merhametli ve öğüt verebilecek durumda olanlara anlatılmalı, güzelce yorumlayamayacak kişilere söylenmemelidir. Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadislerinde de "Rüya gören onu hiç kimseye söylemediği sürece o, bir kuşun ayağına bağlıdır (zuhur etmez); söylerse zuhur eder. Böyle olunca rüyanızı yalnız akıllı, sizi seven veya size öğüt verecek durumda olan kimselere söyleyin” buyurmuştur (Tirmizi).
İmam Malike "Herkes rüya tabir eder mi?" Diye sorulmuş "Nübüvvetle oynanır mı?” demiştir. Yine İmam Malik Rüyayı iyi tabir edenler yorumlasınlar. Eğer iyi görürse söylesin; iyi görmezse iyi söylesin veya sussun” demiştir.
"İyi görmese de onu iyi olarak mı tabir etsin?” sorusuna, "Hayır” demiş; sonra "Rüya nübüvvetin bir parçasıdır. Nübüvvetle oynanmaz” diye cevap vermiştir (Kurtubî, Tefsir, IX, 122-127; Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, IV, 2863-2869; Kuşeyri Sarih Tercümesi, XII, 271).
 
 
 
Nefsi Emmare Sahibinin Rüyası
 
           Burada  fazla teferruata girmeden rüyaların nefs makamlarına göre bazı  manalarını  yazacağız. Rüya bilindiği üzere Nübüvvetin kırkta biridir ve Yusuf (a.s)’a verilen bir manevi ilimdir.
Malûm olsun ki, ârifler demişlerdir ki: alemde insan ahlâkı, türlü hayvanların şekil ve suretlerinin benzer ve misalleri, insan nefsinde de vardır ki, hayvanî kötü ahlâklardır. Meselâ kibir sureti, kaplana benzerdir. Tasallut sureti, aslana benzerdir. Haset sureti, kurda benzerdir. Nitekim hazreti Yakub aleyhisselam evladının hazreti Yusuf aleyhisselama olan hasetlerinden, ayrılık olayından önce, rüyasında, yedi
kurt suretinde Yusuf aleyhisselamın üzerine hamle ile hücum eder görmüştü.
Onun için çocukları ona: Onu bizimle gönder, dediklerinde, onlara: Onu
kurt yemesinden korkarım. demesiyle bahane buyurmuştu.
Şu halde, gönülde gazap sureti, köpektir:
hile sureti, tilkidir;
gaflet sureti, tavşandır;
ferce yönelik şehvet sureti, eşektir;
arkadan yaklaşma sureti domuzdur;
midevî şehvetin sureti, koyundur;
oburluk şehvetini sureti, inektir;
tamah sureti, karıncadır,
cimrilik sureti, faredir;
kin sureti, beyaz devedir;
vecdin sureti, kırmızı devedir;
düşmanlık sureti, yılandır;
ezanın sureti,akreptir;
vesvese sureti, sarı arıdır
Mesela rüyasında domuz görmek haram işlerle meşgul olmaya, fil görmek kibir sıfatına,köpek görmek gazap ve şer sıfatına,yılan eza ve cefaya lisan ile azaba,fare su-izana,bit ve pire mekruh olan şeyleri yapmaya,katır emre itaat etmediğine ne kadar eti yenmeyen hayvan varsa bunları görmek emmarenin sıfatlarına delalettir. Ölü görmek nefsin cahilliğine ve gafletine,meyvesiz ağaç,bulanık sular,alevsiz ateş ve duman cehennem azabına,Çöplük ve necis yerler görmek şehvet sıfatına işaret eder.    La yalamül gaybe illallah
 
 
Nefsi Levvame Sahibinin Rüyası
 
Rüya da koyun,sığır,keçi ve emsali görmek helal ve menfaattir.Balık helal nesne kazanmak temiz rızık.Tavuk,güvercin vs. eti yemek helalı kazanmak için hırstır.At,beygir azgın olmazsa sadakat azgın olursa levvamenin galebesidir.Bal arısı güzel ahlak kazanmak.Kurbağa görmek ruhun nefisten nefretidir.Meyveli ağaçlar,yeşil çayırlar,olmuş meyveler ameli salih işlemeye işarettir.Yağlar,ballar ve süt ruha bir miktar kuvvettir.
Bazen yıkık bazen sağlam yerler görmek ruhu ile nefsine itaate eşit olduğuna işarettir.Hububattan helal şeyleri görmek nafile say ile yorumlanmıştır.La Yalamül gaybe illallah.
 
 
Nefsi Mülheme Sahibinin Rüyası
 
Şeytan görmek şeytana uyma sıfatıdır.Avamı ve cahili görme onların hallerine meyil sıfatıdır.Kadın görmek tedbirde noksanlık ve dünya ya meyildir.
İnsanları çıplak görmek amelsizliğe.Eşkıya görmek nefsin tuğyanına,ehli sünnetten olmayanları görmek farz namazlarda gevşekliğe işarettir.
Siyah görmek ayıbı yüze vurmak ve süratle maksada ulaşmaya işarettir.Hizmetçi görmek taate.Hırsız görme ibadetleri saklamağa.Cambaz ve hokkabaz görmek harama gitme sıfatıdır.
Avcı görmek insafsızlığa işaret.Beyaz renk mülhemenin galebesine işarettir.Sevgili görme ruhun sefasına.Kız çocuk görme dünya ya meyil,erkek çocuk ise Salih amele işarettir.
Abdest ve gusül günahlardan temizlenmeye işarettir.La yalamul gaybe illallah
 
 
 
Nefsi Mutmainne Sahibinin Rüyası
 
Kuranı kerim görmek ve okumak muvaffakiyete işarettir.Peygamberleri görmek dinde kuvvet ve bunlara uyma sıfatıdır.Evliya görmek korktuğundan emin olma ve umduğuna nail olma sıfatıdır.Doktor görmek nefsinin isyanını ameli salih  ile ilaçlamaktır.
Yeşil renk görmek mutmainne alametidir.Mevsimsiz yeşil ham meyveyi ağaçtan koparmak ihlassızlığı giderir ve ihlasa meyli gösterir.La yalamul gaybe illallah.
 
.
 
 
Nefsi Radiyye Sahibinin Rüyası
 
 
 
Melekleri,İslam askerlerini,hurileri,cenneti,cennet elbiselerini ve Kevser şarabını görmek aklın kemaline marifeti ilahiye ye Allah’a yakınlığa ilhak sıfatıdır.Buna benzer rüyalar da insanın işidir.La yalamul gaybe illallah.
 
 
Nefsi Mardiyye Sahibinin Rüyası
 
Yedi kat gökler,güneş,ay,yıldızlar,yıldırımlar,ateşler yanan mumlar ve kandiller hepsi nefsi mardiyye alametidir.
La yalamul gaybe illallah.
 
Bu saymış olduğumuz tabirler rüya tabir ilmine vakıf olmuş kamillerin işidir. Bursalı Mehmet Muhittin Efendi der ki:Rüyalar kitaplar da yazılan tabirlerle hallolmaz o bir gizli ilimdir.Ancak o ilim sahiplerinin tabirleri muteberdir buyuruyor.Cenabı hak cümlemizi mutmainne den nefsi radiyye ve Mardiyye’ye ulaşma devletini ihsan buyursun.Amin
 
Marifetname İ.Hakkı hz.ve Nefsin terbiyesi M.Z.K
 
 

rüya

acaba gerçekten rüya ilimi ile uğraşan biri varmı beni yönlendireceğiniz ? Bir rüya gördüm kimseye anlatamadım. Bütüngün o rüya ile yaşıyorum. Eğer yardımcı olabilirseniz sevinirim. (tolgayakyildiz@gmail.com)