Gavsı Hizanın zamanında bir sofi ehli keşifti..Bir gün Hizan'ın kabristanlarının yanından geçerken bakmış ki mezarda yatan insan yüzünü kıbleye karşı dönmüş.Bir müddet sonra demiş ki belki yanlış gördüm.Başka bir mezarın üzerine gidiyor.Yine bakıyor ki o zatın da sırtı kıbleye dönüktür.Bir müddet öyle çok kabristanları karıştırıyor bakıyor ki çoğunlukla sırtları kıbleye dönük..Taaccup ediyor .Gavsa geliyor,diyor kurban bizim mezarların içinde Ermeniler var mı ?..Dönüyor niye sofi ? O da diyor ki: bugün kabristanların içine geçtim baktım ki çokları sırtı kıbleye dönüktü…(genellikle Ermenilerin ehli hristiyanların yönleri kıbleye değil sırtları kıbleye çevriliyor) Gavs k.s.a. hayır , demiş ermeni bizim kabristanların içinde yok, hepsi Müslüman..Sofi demiş: madem ki öyleyse kurban niye sırtları kıbleye dönüktü ? Gavs k.s.a.buyurmuş ki bu sırtı dönük olanlar ehli dünyadır,dünyayı seven kişilerdir…dünya muhabbetiyle , dünya aşkıyla yaşayan insanları mezara koyduktan sonra melekler gelip sırtını kıbleye çeviriyorlar.Hakikaten insan ibret alacak..ders alacak…dünya bu kadar pistir..dünya muhabbeti öyle pis ki insanı mezarda dahi kıbleden çevirip döndürüyor..burada öyle bir alamet ki öyle bir afak ki dünya muhabbeti insanı mezarda dahi rahat bırakmıyor..Onun için bil ki bütün insanı yoldan çıkaran , insanı yolda yüzünü hakikattan çeviren dünyadır..
Dünya insana her şeyi yapıyor..İnsan kalbini dünya muhabbetine bağladığı zaman dünyayla kalkıp oturuyor..yatarken dünyayla yatıyor,kalkarken dünyayla kalkıyor yerken dünyayla yiyor,içerken dünyayla içiyor..Dünya onun aşkı olmuştur.Dünya onun muhabbeti olmuştur..İnsan kimi severse onunla beraber haşr olucak..Onun için dünya hakikaten insana çok zarar veriyor.Bir insan, insanın dinine hücum etse insan sesini çıkarmıyor,vicdanına hücum etse yine ses çıkarmıyor,menfaatine dokunduğu zaman beyni dönüyor.neden ? Çünkü kalbi tamamen ona bağlı olduğu için….muhabbeti tamamen ona bağlı olduğu için…Nasıl ki Şeyh Muhyiddin i Arabi Hz. bir gün Şamın çarşısında gezerken çarşının ortasında ayağını yere vurmuş “ey ehli Şam sizin taptığınız Allahınız haşa benim ayağımın altındadır”..bunun üzerinde küfür zuhur ettiği için Şam uleması toplanmışlar,Şeyh Muhyiddin’i katline karar almışlar.Tam katledecekleri zaman sormuşlar bir sözün var mı ?..Evet demiş bir kelamım var..Ne zaman ki sultan selim şama dahil olsa(gelse) Muhyiddin’in in sözleri açığa çıkacak…Bir müddet sonra Sultan Selim teşrif ediyor, şama geliyor.Şeyh Muhyiddin’in sözünü ona naklediyorlar..Sultan Selim diyor ki Şeyh Muhyiddin’in ayağını vurduğu yeri biliyormusunuz? Evet diyorlar ,biliyoruz..sultan emrediyor diyor kürekler kazmalar geitirin..Mübareğin ayağını vurduğu yeri kazıyorlar ,altınlar gümüşler hazine çıkartıyorlar..Sultan dönüyor, diyor ki ey ehli Şam ,Şeyh Muhyiddin doğru söylemiştir..levra insan kimi severse ,kime muhabbet ederse, kime kalbini bağlarsa ona ibadet etmiş olur,ona kuluk etmiş olur..Siz Allah’ı bırakmışsınız, dünya muhabbetine tam manasıyla kalbinizi vermişsiniz .Onun için insan kime taparsa ilahı o olur..o yüzden size demiş ki sizin ilahınız benim ayağım altında..işte hazine burada ..
Hakikaten insan dünyaya muhabbetini verdiği zaman kalbini bağladığı zaman öyle bir tehlikeye gidiyor ki neredeyse secdeye gidecek.Bir kuruş için canını feda eder acaba birisi dinimize küfür ederse , imanımıza küfür ederse sırtımızı çevirip dönüyoruz. Neden acaba ..Levra dünyanın muhabbeti Allahın muhabbetinden fazlalaşmıştır.Onun için hakikaten dünya insana çok zarar veriyor, insanı perişan ediyor, mahvediyor, insanı babasından anasından kardeşinden koparıyor..en ufak bir dünya menfaati için… insan o kadar zalimdir, o kadar kendi nefsine zulüm ediyor , bu dünyayı kalbine yerleştiriyor.Zalimliktir ,insan nefsine zulmediyor.O yüzden aşkını dünyaya vermemek lazım..İnsanın dünyaya aşık olmaması lazım..O dünya aşkını Allah’ın aşkına çevirmek lazım..Gönlünü dünyadan koparıp Allaha bağlaması lazım..Yoksa insan ,Allah muhafaza etsin,mezara girdiği zaman yüzünü kıbleden çevirip sırtını kıbleye döner.Onun için insan bakıyor ki bu asırda o kadar muhabbet artmış ki, insanın her gittiği cemaat dünyanın lezzetlerinden ,varlıklarından ,güzelliklerinden bahsediyorlar..Levra insan kime aşıksa ondan konuşur.Levra dünya insanların maşuku olmuştur.Eğer maşuku olmasaydı insan bu kadar dünyadan konuşmazdı..Onun için, o faydasız, o hain , o zalim maşuku bırakmak lazım.Hakiki gerçek maşuka dönmek lazım..Gerçek mahbuba dönmek lazım..Gerçek hakiki insanın Rabbi olan Allaha dönmek lazım..Levra her şey dünyanın elinde değildir.Levra dünyanın kemali yoktur , zail olacaktır.Dünya başkalarının malıdır,dünya başkalarının malı olduğuna göre insan neden bu kadar başkalarının malına kalbini bağlıyor..Acaba ahmaklık değil midir,acaba kendi nefsine zulüm etmiyor mu ..Zira dünya bizim malımız değildir..başkalarının malıdır..Levra insan öldükten sonra dünyada yaptığı bütün mal mülk kime kalacak? Varislere kalacak..O zaman bizim malımız değildir..Bizim olsaydı bizle mezara gelecekti,bizim olsaydı yanımızdan ayrılmayacaktı..Ama hiçbir şey bizle beraber gelmiyor.Öldükten sonra, sırtımızı çevirdikten sonra tamamen başkalarına bırakıyoruz..Neden bizim olmayan mala bu kadar gönül bağlıyoruz, neden bu kadar sevgisini kalbimizde besliyoruz.Neden acaba ?demek ki insanın hakikaten basireti kapalıdır,aklı tıkanmıştır ,aklını kullanmamıştır.Bence insan gerçek bir aklı selim sahibi değildir….
Bu dünya insanın malı değildir ,varislerin malıdır.Ama biz bütün gücümüzle kuvvetimizle savunuyoruz ki bu mal bizim malımız.Halbuki onun değildir.İnsanın malı olmayan şeye neden insan gönül bağlıyor, neden seviyor,bekçiliğini yapıyor, her şeyini ona feda ediyor.O zaman hakikaten manen de insan baktığında o insan delidir,eblehtir, başka izahı yoktur.Onun için kalbi bağlamamak lazım. Levra iki şeyi kalpte beslemek mümkün değildir.Eğer dünya muhabbeti kalbe girerse Allahın muhabbeti çıkar..gerçek ,Allahın aşkını muhabbetini azametini kalbe yerleştirirsek hiçbişeyin girmesi mümkün değildir..Onun için muhakkak ki kalbimizi temizleyip ,arındırıp Allaha teslim etmek lazım.Gerçek kurtuluş budur..Hakikat da budur.Gerçek ancak insan onunla Allaha kavuşacak.Yoksa her ikisiyle de ben aynı anda götüreyim mümkün değildir.ne onu sevecek ne onu tutacak …Onun için muhakkak ki Allahın sevgisini kalbe yerleştirmek, dünyanın sevgisini silip süpürmek lazım..Tasavvufta da dünyanın muhabbeti zehirdir.İnsanı alıkoyar..İnsanın telakki etmesine yükselmesine en büyük engellerden bir tanesi de dünya muhabbetidir.O dünya muhabbeti olunca insanın telakki etmesi çok zordur.Çok çaba da harcasa insan bakıyor ki yerinde saymıştır,ileriye gitmemiştir.Onun için muhakkak ki dünyanın sevgisini Allahın sevgisine çevirmek lazım.Çalışacağız ama kalbimizi ona vermeyeceğiz,muhabbetimizi vermeyeceğiz.Dünya malının gözümüzde leş gibi olması lazım.Yani çöpe atılacak leş neyse hayvanların önüne atılacak leş neyse dünya da öyle olması lazım..İnsan bakıyor ki hakikaten Allah’ın dostlarının gözünde dünya leşten de kötüdür,daha da pistir.neden ? Levra Allah’ın muhabbeti karşısında hiçbir şeyin tutması mümkün değildir..Dünya bir araç olması lazım,amaç olmaması lazım.Amaç olunca insanın evin yıkar.. İnsanın ,dünyayı Allah’ın yolunda hizmetçi tutması lazım,dine hizmetçi tutması lazım.Dünyayı dininin emrine vermesi lazım.O zaman dünya da insana faydasını verir.Yoksa kalkıp ta dinimizi dünyaya hizmetçi tutsak neuzubillah insanı toprağa kadar götürür.Onun için Allah muhafaza etsin. Allah bizi bu pis leşten, kokusundan muhafaza etsin…Yoksa hakikaten bizim bu kötü kokuyu koklamak, ona yanaşmak bizim ilerlememize çok büyük bir engeldir..Allah bizi ondan kurtarsın inşallah…