Abdurrahman-ı Taği 'den SOHBETİN FAZİLETİ üzerine sözler

  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.
  • : Function ereg() is deprecated in /home/furkan/public_html/includes/file.inc on line 646.

 
 

Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) hz.leri buyurdular ki:
-Yolumuz sohbet yoludur, tarikatımızdan olmayanları sohbetimize almaktan alıkoymuyoruz.
Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) hz.leri 1293 yılında şöyle sohbet buyurdular:
İnsanlara hayret ediyorum, niçin sohbeti istemezler, niye sohbet meclisine katılmazlar, niye sufilerin arasına katılmazlar?
-Oysa sufilerin ev sahibi Hz. ALLAH (C.C), teşrifatçısı Hz.Ali (k.v), sakisi Hz.Hızır (a.s)´dır. Onların makamından daha yüksek bir makam yoktur.
-Şayet sohbet etmek için yedi kişi bir araya gelse, bu mertebeye erişebilirler. Zira umulur ki aralarında bir ALLAH (C.C) dostu vardır. Sohbet arasında uyanık olan kimse kalbini mürşidinden hiç ayırmayan kimsedir. Bu kişinin kalbine feyiz akar.
-Günümüz meşayihinin büyüklüğünün hikmeti şudur:
Kalblerine devamlı fuyuzât-ı Rabbani gelir. (Devamlı olarak bu kelimeyi bir kaç defa tekrar ettiler.) Zira günümüz gaflet asrıdır. Bu sebeble insanlar arasında kalbini uyanık tutanların kalbine fuyuzât gelir. İşte böyleleri kendi hisselerini aldıkları gibi başkalarına da sahip oluverirler ve azametli olurlar. Hz.Musa (a.s) azametli idi. Zira Firavun´un öldürdüğü çocukların feyizlerine de sahib olmuştu.
Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) Hazretleri; Nurşin´deki hanelerinde, azizandan bazıları ve Süleyman Efendi´nin halifeleri huzurunda bana dedi:
-Dinlediğin sohbetlerin mühim kelimelerini kayd etmelisin. Ben de zat-ı âlilerine:
-Bu işi bir müddettir bıraktım, dedim.
"Niçin bıraktın?"diye sordukları zaman kendilerine cevaben şöyle dedim:
-Zira zat-ı âlinizin "kelimelerin sözünü almak değil nisbetini almak gerekir" dediğinizi duydum. Başka bir sohbetinizde de:
-Manası ve nisbetini anlamadan, onlara göre nefsi terbiye etmedikten sonra kelimeleri kaydetmenin ne faydası var? buyurdunuz. Bu sebeble kelimâtınızı kaydetmenin faidesiz olduğu kanaatına vararak yazma işini terk ettim. Bu beyanım üzerine bana; O sohbetimden maksat kelimâtı yazmaktan vazgeçirmek değildi. Aksine o sözlerim yeni ve başka bir emirdi, diye cevap verdiler.
Bu hadiseden önce bana bir kaç defa daha sohbetlerinden bazı cümleleri kaydetmemi emir buyurmuşlardı.
Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) hz.leri yine aynı köyde hâne-i saadetlerinden bir gün "Sofi Halid-i Kerpeykî´nin sohbetlerinden anladım ki muhabbet cezbesiyle birleşen manevî uyanıklık, cezbesiz ve muhabbetsiz uyanıklıktan yeğdir." ve bu sözü "sohbet yolu ile muhabbet tahsil etmek ve neticede uyanık olmak" olarak şerhetti.
Abdurrahmân-i Tağî(k.s) hz.leri buyurdular ki:
-Vaaz ile sohbet arasında çok fark vardır. Şöyleki sohbet cezbeden gelir. Yani muhabbet ile husule gelir, oysa vaaz böyle değildir.
Ayrıca ilâhi sohbete iştirak edip dinleyenlere feyz ve nisbet geldiğinde hem dinleyiciler hem de sohbet eden feyz ve nisbet alırlar. Vaaz ise böyle değildir, gelen feyz dinleyicilere akar.
Sohbet eden sûfi kendi gönül deryasından konuşmalıdır. Şeyhin durumu değişiktir. O´nun başka deryalardan söz etmesi lazımdır. Bir başka seferinde buyurduğu "Müridin nisbeti şeyhin nisbetinden daha çoktur" sözü böyle açıklanmış oldu.
Zira mürid vahdet deryasında gark olmuş olabilir veya rabıta halindedir. Üstadın rabıtasında olsa da, Üstad´dan dolayı ALLAH´ı (C.C) tefekkür etmiş olur. Neticede her iki durumda da vahdet denizine dalmaktadır. Bu mübarek sözlerinden anladım ki, şeyhim burada "mürid hiç bir zaman derya-i vahdetin dışına çıkamaz, mürşid de devamlı olarak müridini düşünür." Şeklindeki sözlerinin şerhini yapıyorlardı.
Şu beyitle sohbetlerini bitirdiler.
Ben senin peşindeyim,
Oysa sen başkasının peşinde.
Seyda-i Tağî (k.s) hz.lerinin açıklamasına göre bu beyit, mürşidi kendisinin peşinde koşarken, müridin dünyalık meselelerle uğraşmasına işaret etmektedir.
İbrahim Çokreşî (k.s) diyor ki:
Şimdi üstad hazretlerinden anladığıma göre vaiz ile şeyh arasındaki farkı açıklamak istiyorum. Hatta yazdıktan sonra şeyhime gösterip tashihini isteyeceğim. Bu husustaki kanaatlerim şöyledir.
Şeyh bir başkasının feyz deryasından istifade ederek sohbet etse bile Rabbinin muradı uyarınca sohbet eder. O aynı zamanda cezbenin zirvesindedir. Oysa vaiz öyle değildir. O başkasının deryasından istifade etse bile yine de nefsinin arzularına mukayyet kalarak konuşur. Bunun yanında şeyh söylediği sözlerle hemhal olur, yani yaşar. Bu duruma uymadıkça konuşmaz. Oysa vaiz öyle değildir. O kendisinin uygulamadığı nasihatları başkasına verebilir. Bu yazmış olduklarımı bilahere şeyhime tashih etmesi için gösterdiğimde "Bu söylediklerin doğrudur. Şu var ki, söylediklerin sadece dünyevî menfaat peşinde koşan vaizlerle, şeyhin arasındaki farkı ortaya koyuyor." dedi ve sohbetlerine şöylece devam buyurdular:
-Sohbet eden kişi ve mürşit ile vaiz arasındaki esas fark şudur: Sohbet ehli ve mürşit, müşahede ve muhabbetin cezbesiyle sarhoş olarak sohbet eder. Vaiz ise havf ve reca saikasıyla vaaz eder. Çünkü müşahade haliyle yetişmemiştir.
Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) hz.leri şöyle buyurdular:
-Yine intisab eden sûfilere talimatı sağlam bina ediniz, onları güzelce eğitiniz. Bildiğiniz şeyleri sohbet üslûbu içinde öğretiniz. Tarikatın âdabını onlara güzelce belletiniz. Eğer bazı sûfiler müridliklerini zamanla kaybediyorlarsa sebcb âdâb ve eğitim eksikliğidir.
Abdurrahman-ı Tâğî (k.s) hz.leri daha önce bir kâfire ait olan bir evde sohbet ederken şöyle buyurdular:
-Cehri olarak Kur´an okumak ve sohbet, evlerden zulûmâtı kaldırır. Onun için bu evin sahibi bildiği sureleri cehri olarak okusun.
Abdurrahmân-ı Tâğî (k.s) hz.leri şöyle buyurdular:
-Ashab-ı Kiram (r.anhüm), Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in sohbetine iştirak ettiklerinde arasıra söze katılarak sohbeti arttırırlardı. Sizde öyle yapın ki sohbetimiz vaaza dönmesin.
Abdurrahmân-i Tâğî (k.s) hz.leri sohbeti teşvik için şöyle buyurdular:
-Sohbet peşinde koşmayı severim. Nerede sohbet ehli varsa oraya gitmek isterim. Mümkün mertebe hiç bir dervişin sohbetini kaçırmak istemem.
 

selamün aleyküm 

selamün aleyküm 

aleyküm selam

aleyküm selam