Bir Sosyolog Gözüyle-2

Bölüm-2- Bir Sosyolog Gözüyle Hayata Dair Notlar..!
1.MODERN ÇAĞ VE MODERN HUZURSUZLUK:
 
     İman, felsefe ve ilim konularındaki belirsizlik ve anlaşmazlık, modern insanın ruhuna huzursuzluğu ekti.
Ahlakî disiplinin ve moral değerlerin ihmal edildiği yapılarda, sosyal sağlık zedelenir. Bir toplumda, itikad (iman), fazilet ve kalite derdi olmaz ise, hayat damarları tehlikeye girer. Menfaat ve çıkar ön plana çıkınca, değerlerden uzaklaşılır. Bu da insanı maneviyattan mahrum bırakır ve strese yaklaştırır.
     İnsanı mutluluğa götürecek, denenmiş, bilinen ilahî kaynaklı bir sisteme ihtiyaç vardır.
 

 
2. HAYATTA EN GÜZEL ŞEY:
 
     Bir ressam hayatta en güzel şeyin resmini yapmayı planlar. En güzel şeyin ne olduğunu araştırmak üzere yola çıkıp düşünürken bir askere rastlar ve sorar. Asker hayatta en güzel şeyin "barış" olduğunu söyler. Aaa niye bunu ben düşünmemişim diyerek yoluna devam ederken çiçekli çimenler içinde ip atlayan bir kıza denk gelir ve en güzel şeyin ne olduğunu sorunca genç kızdan "aşk"tır, cevabını alır.
     Yoluna devam ederken bir din adamına rastlar ve sorusunu ona yöneltince "iman"dır cevabını alır... Bunlar da doğru diye düşünürken evine yönelir.
     Evine vardığında eşini kapıyı sevinçli ve güler yüzü ile açınca barışın, huzurun, aşkın ve Allah'a yakınlığın aile ocağında olduğunu fark etmiş ve şükür bilinci ile evini "hayatta en güzel şey" olarak resmetmiş...

 

3. YUVALARIMIZI CENNETE ÇEVİREBİLMEK:
 
     Aile huzurunu bozacak unsurları devre dışı bırakmamız gerekmektedir. Evlerimizi ne kadar hakiki huzura hizmet edecek şekilde dizayn edebiliyoruz. Aile fertlerinin anlamlı paylaşım zeminlerini evlerimizde oluşturabiliyor muyuz. Yoksa aile fertleri televizyon ve dizilerin esiri mi olmuş durumdadır?
     Evimizi cennete ve mutluluk kaynağı haline getirmek aile üyelerinin özellikle anne babaların elindedir. Önemli olan bunu dert edinmektir.Aile fertlerinin evde toplandığı akşam saatlerini kimler nasıl geçiriyor? Bu soruya verilecek cevap evimizin nasıl bir atmosfer olduğunu gösterecektir.
     Unutmayalım, Allah'ı zikretmeyen, Peygamber Efendimizin (s.a.) sünnetine dair örnekler bir ailede yaşanmadıkça, o yuvalarda gerçek huzur ve maneviyattan söz edilemez..
 
 
 
 

4. KENDİNİ ARAYAN İNSANLIK:
       Son yüzyılda, insanlık değerlerinden çok şeyler kaybetti. Bilimin ideolojiye kurban edilmesi, hak ile batılın karışmasına sebebiyet verdi. Maddenin insana, huzur ve mutluluk vermeyeceği acı gerçeği hâlâ tam anlaşılabilmiş değil gibi görünüyor.
      Manevi yönü ihmâl edilen insanlık, eğlence, alkol ve uyuşturucu ile çıkış yolları aradı.
İnsanlığın bu arayışı, hak ve hakikati temsil etmek durumunda olanlar tarafından iyi değerlendirilmelidir. Temsil edilemeyen davalar, kişilere büyük sorumluluklar yükler.
      İnsanlık bugün arayış içindedir. Kaybettiklerini yanlış yerde aramaktan kaynaklanan hayal kırıklıkları, önemli tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Aile içi iletişim bozukluğundan boşanmalara ve gayri meşruluklara, eğlence, cinnet ve uyuşturucudan alkolizme kadar giden yolların arka planında bu arayış vardır.
       İnsanlık, kaybettiği huzur ve mutluluğu aramaktadır. Ancak huzur ve mutluluk bedenin değil, ruhun fonksiyonudur. Günümüzde hep insanın bedeni ve maddi yönü ön plana çıkıp ruhi yönü ihmal edilip görmezlikten gelindiğinden, bu çıkmaza saplanılmıştır. İnsanların gerçek dünyasına girebilirseniz, değer ve inanç boyutunu da çok rahatlıkla görebilirsiniz.
      İnsanlık manevi değerlerden uzaklaştırıldı ve doyumsuzlaştı. Manevi doyum noktalarından mahrum olan insanlığı madde ile huzur ve mutluluğa kavuşturamazsınız.İnsanlık kaybettiklerini arıyor. Ancak bu kaybedilenleri onlara takdim edecek şekilde bir oluşum, açılım ve vitrinimiz çok zayıftır.
     Değerleri ön plana çıkaran bir anlayış ile yola çıkmak ve insanlığın beklentilerine cevap vermek gerekiyor. Bununda yolu, insanın İslam'ın özünü kavrayabilmesi, sünnete ve Kuran'a dayalı yaşam şartlarına geçebilmesiyle mümkündür. Bu nokta da tasavvufun (tarikat) merkezlerinin önemi  ortaya çıkmaktadır. Çünkü, bu gibi mübarek yerler, sadece sünnete ve Kuran'a dayalı insanın ala nihaye huzur ve şuur bulmasına yardımcı olan manevi gönül merkezleridir, elh.
 
 
5. HUZURLU YAŞAM:
 
     Huzurlu hayat, insanî ve ilahi değerleri canlı tutmak ile mümkündür. İdeolojilere feda edilen bilim ve maddileştirilen insanlık, ciddi bir bunalımın eşiğindedir. Cinnetler, toplu katliamlar, savaşlar ve barbarlıklar bunun acı göstergeleridir.
     "Allah yarattığını bilmez mi? O her şeyden haberdardır" (Mülk, 14) ayeti bu duruma da işaret etmektedir. Din anlayışımızda ciddi kırılma noktaları oluşmuştur. Hıristiyanlıktaki ilim din çatışması, uzun yıllar İslamî hakikatleri de gölgelemiştir. Asil bir duruş ve açılım gösteremeyen devrimiz müslümanlarının bu noktada önemli sorumlulukları vardır. Değerler ile beslenen huzurlu hayat, herkesi rahata erdirebilecektir. Artık madde ile gerçek huzura erişilemeyeceğinin anlaşılması vaktidir. 
      Ey İnsanlık! daha neyi bekliyorsunuz? Ne kadar zaman daha bu huzursuzluğun içinde çırpınıp duracaksınız.? Sünnetin, Kuran'nın maneviliğindeki sınırsız ve tarifsiz manevi lezzetten tatmanın vakti gelmedi mi?
      
     Sevgiyle, sevgide, sevdiklerinizle kalınız.Sevginin gerçek sahibi Rabbe emanetsiniz..
Selam ile..